logo

Festival 2015 Haluk YÜCE

HalukYuceHaluk YÜCE

KUKSADER Başkanı

Bu güne değin  Türkiye’de, her zaman için  ‘kuklanın ne olup ne olmadığının’ tekrar tekrar anlatılması gerektiğini fark ettim.  Bunu bana düşündüren ise, bir çok konuşma ve söyleşide  dile getirilen görüşlerin kukla konusunun tam olarak  kavranmadığını kanıtlaması oldu.  Bu söyleşilerde sarf edilen büyük cümlelerde ya kuklaya sahip olmadığı  büyük anlamlar yüklenmeye çalışılıyor, ya da haksız yere küçümsenmeye çalışılıyordu. Bunu özellikle ‘Karagöz’ konusunda sıklıkla  yaşıyoruz. Karagöz’ü bir kukla sanatı olarak görmeyenler onu eskimiş (günümüze yakışmayan) bir sanat formu olarak değerlendirip, daha başlangıçta  çöpe atmayı göze alabiliyorlar.  Değer verenlerin büyük bir kısmı  tutucu ve milliyetçi(?) bir  yaklaşımla olumsuz   ‘kullanarak’,   zoraki bir geleceğe taşıma çabasına giriyorlar, diğerleri de küçümsemelerine karşın yararcı bir mantıkla Karagöz’ü reklam ve popüler kültür malzemesi yapıyorlar. Her ikisinin de  tutarsızlığı ortada.
Biz bugün Ankara’nın ilk kukla festivalini düzenlerken, onu  özellikle bir Karagöz Ustası’na, benim Karagöz Ustam Hayali Torun Çelebi’ye adadık. Çünkü Kukla sanatı alanında Karagöz’ün ne denli önemli ve değerli olduğunun farkındayız. Bize bu festivalde Karagöz perdesinin ışığı yol gösteriyor.
“Hayal Perdeleri’nin” hayal olmaması dileğiyle!

Head of KUKSADER    

To this day, I have always noticed that in Turkey one needs to explain over and over again ‘what the puppet is and what it is not’. What made me think this was how the views expressed in numerous talks and interviews proved that the subject of puppetry has yet to be fully grasped. In the big sentences pronounced in these interviews, the puppet is either given a far greater meaning than it really has, or is wrongfully denigrated. This is what often happens to ‘Karagöz’. Those who don’t consider Karagöz as a form of puppetry think of it as an outdated, outmoded form of art and are willing to discard it from the outset. The majority of those who do value it take a conservative and nationalistic (?) approach and ‘use’ it adversely, attempting to carry it into a forced future. While the others, despite denigrating it, based on a utilitarian logic they use Karagöz as material for advertisement and popular culture. The inconsistency of both parties is evident.
Today we are organizing Ankara’s first puppet festival, and we have specifically dedicated it to a Karagöz master; my Karagöz master Hayali Torun Çelebi. Because we are aware of the importance and value of Karagöz in the field of puppetry. The light of the Karagöz screen, the “screen of dreams”, guides us in this festival.
Hoping that the “screen of dreams” does not remain a dream!

Haluk YÜCE